Herkese selamlar, saygılar. Anadolic Tech Talk sunumlarının üçüncüsünde birlikteyiz. İlk iki sunumu Yusuf arkadaşımız yapmıştı. Gömülü sistemlerde Be Metal, Artos, Embedet, Linux üzerine bize bazı özet bilgiler vermişti. Kendisine teşekkür ediyoruz tekrardan. İkinci sunumumuzu ben Akif Bey’den talep ettim. Sağ olsun kendisi beni kırmadı. Öncelikle Akif’i tanıtalım.
Mehmet Akif Sertkaya, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği 2025 mezunu. Kendisi dönem birincisi yani bölüm birincisi aynı zamanda gururla söylüyoruz. Tebrik ediyoruz kendisini tekrardan. Şirketimizde hem aday mühendislik yaptı 2025 yılının ilk aylarında. Mezun olduktan beridir de yaklaşık 6 ay mı oldu? 8 >> 8 aya >> 8 aydır da aslında tam zamanlı mühendis olarak çalışıyor.
Akif son bir ayda ona verdiğimiz bir müşterinin işlerinde USB implementasyonu vardı. Önce USB 2.0’la mesai harcadılar. Şimdi birazcık USB 3.0’a da mesai harcıyorlar. Tabii tek başına değil bir ekiple beraber çalışıyor ama Akif de bu konuda ciddi çalışmalar yaptı. Ben de hem Akif’in bilgisinin derinleşmesi için, bu konuya daha da hakim olması için böyle bir sunum, USB üzerine bir sunum hazırlamasını istedim. İki bölümden oluşmasını planladık.
İlk bölümde daha çok USB nedir? USB tarihi, fiziksel özellikleri, kabloları gibi data hızları. Bunlardan bahsedip inşallah ikinci bölümde de gömülü sistemlerde bir USB çeşitli versiyonları nasıl implement edilir? İşte bu gömülü belki single board computerlarda be metalde USB nasıl olabilir? FPJ tabanlı sistemlerde USB’yi biz nasıl kullanabiliriz? Bu konuda bize inşallah sunum yapacağız. Şimdiden teşekkür ediyoruz ve sahneyi Akif’e bırakıyoruz.
Herkese merhaba. İlk baş USB’ye girmeden önce USB’den önceki tabiri caizse kaosu anlatmak istiyorum. Burada en temel üç aşamayı size sizlere anlatacağım. Port aşaması. Bu USB’den önce seri, paralel, PS2 gibi her cihaz için farklı soketler ve protokoller gerekiyordu. Mesela örnek verirsek klavye için klavyenin kendi bir portu vardı. Bir klavyeyi kullanmamız için bilgisayarda bu portun olması gerekiyordu.
Ortak bir konnektör değildi klavyenin konnektörü. İkinci olarak da kullanım zorluğu. Mesela bir herhangi bir device’ı taktığımızda o bilgisayarı tekrar resetlememiz gerekiyordu. Baştan açmamız gerekiyordu. Bu eski portlarda besleme pini yoktu. Bunun için cihazlar için ekstra adaptör kullanmamız gerekiyordu. Cihaza güç sağlamak amaçlı. Düşük hız için de seri portlar saniyede işte birkaç kilob veri aktarabiliyordu. Burada eklemem gerekirse eskiden bu DSub konnektörler kullanılıyordu. DSub konnektör demesinin sebebi de şundan kaynaklı. Şeklinin D harfine benzemesinden dolayı geliyor.
Niye böyle bir şey kullanılmış? Çünkü konnektör ters takılmayı engellemek amaçlı böyle bir çözüm yöntemi kurulmuş. Aynısı USB için de geçerli. Bak dikkat ederseniz USB type A’nın yarısı şey böyle bir kapalı denir. İzin vermesi ters takmaya. Bu bir sorun oluşabiliyordu. >> Peki burada ben bir mesela soru veya ekleme yapmak isteyeyim. Hiç böyle bir bilgisayar kullandın mı? >> İlk bilgisayarımız böyle bir bilgisayardı aslında. Hatırlıyorum. Şey portlarını çok iyi hatırlıyorum. Klavyle mask. Biri mor biri yeşildi. >> Evet işte orada yeşil var. Herhalde morun üstü kapanmış. Ayarq conflict error’la. Onlar şurada >> PS2 diye geçiyor. Hatta ilk mouse’lar topluydu. >> Evet. Teker >> bilmiyorum. Toplu mouse. Acaba yaşınız yetiyor mu? >> Benim benim 90’larda bilgisayar kullanmaya başlamıştım ben.
İlk kullandığım bilgisayar benim değildi. E babamın ofisinde diyeyim. iş yerinde MS DOS yani Windows öncesi konsol var sadece. Ben o zamanlar 7-8 yaşındayım ve ben kullanabiliyordum onu. E çünkü böyle ezberliyordun işte dir hala oradan aklımda >> directory şey yapıyor falan böyle işte CD change directory falan. >> O zamanlar aynen böyle bir sürü port vardı ve daha çok niye böyleydi derseniz de muhtemelen o yıllarda zaten klavye üreticisi çok firma da yoktu. IBM keyboarddur bu. meşhur. >> Hı hı. >> Yani IBM keyboard. Adamın arayüzünü böyle yapmış.
Bilgisayarı da zaten çok fazla üreten yok. Pembe olan paralel daha çok printer. >> Aynen. >> Printer bağlamak için. VGA meşhurdu o zamanlar. >> Evet. >> 15’li VGA. Bir de o RS 232 portu var orada. E ben de bunları öyle hatırlıyorum. Yani işte audio video, aşağıda audiyolar var. >> Hı hı. Tabii 90’lı yılların ve 2000’li yılların başı diyebileceğimiz şeyler aslında. >> Tabii bu sorunlara e artık dediğiniz gibi eskiden birkaç firma vardı artık çoğalınca ortak bir konnektör sıkıntısı oluşuyor. Her cihaz için ayrı bir konnektör için bilgisayara yer ayırmamız gerekiyor. Birkaç firma öncülüğünde ben buraya tane yazdım ama bir sonraki sayfada bütün şeyler olacak. Öncü firmalar. >> Diğer üçü ölmüş zaten. >> Evet. Bunlar hayatta >> hayatta kalanlar biraz bunlar işte 1994’te aslında bu bunlar harekete geçiyor.
İlk USB 1.0 1996’da üretiliyor diyeyim. Burada işte kurucu bunlar aslında kar amacı gütmeyen e USB implementers forum denilen bir kuruluş kurul kuruyorlar hep beraber. Burada işte USB’nin şeyleri atılıyor ilk baş adımları. USB’nin getirdiği avantajlara bakmak gerekirse tag çalıştır plug and play. Yani aslında direkt taktığımızda otomatik olarak cihazı tanıyor ve direkt çalışmaya başlıyor. Sıcak takma, alt svap dediğimiz şey bilgisayar tekrar yeniden başlatmamıza gerek kalmıyor. Cihazı bazen görmüyor. Tekrar bazen yine yaşıyoruz şu an bu sorunu ama set atınca cihazı görmeye başlıyor. Tek kabloda güç ve veri artık şey olmuyor. Güç ayrı bir adaptör ya da bir pin şeyine gerek kalmadan direkt USB bunu besleme piniyle sağlıyor. Hız ve genişleme daha hızlanıyor.
Bunun sebebi aslında şöyle, USB differential hatta geçiyor. Artık daha biraz daha eee gültüden kendini soyutlamış oluyor. Daha yüksek hızlara çıkma şeyi olabiliyor. Genişlemede de USB’de artık USB çoklayıcı ile birden fazla USB device arkını takabiliyoruz. Bu da bir avantajı oluyor. >> Burada o iki tabiri üstünde durmak istiyorum. Plug and play bir de hot swap. >> Hı hı. >> Bunlar karıştırılabiliyor. >> Evet. Hot swap aslında gücü kesmeden yani sistem çalışıyorken bir şeyi söküp takabiliyorsunuz. Mesela bizim şu an ofiste de var ya arkamızdaki göremiyorlar ama bir şey var aslında. Bir güç sistemi var. Bu güç sisteminin mesela hot swap özelliği var. Yani bu mesela birden fazla modülü sistem çalışıyorken hiç kapatmadan söküp çıkarabiliyorsun. Yani hot swap biraz o özellik için söyleniyor. Plug and play ise hani takıp ekstra bir efor harcamadan yazılımsal anlamda şimdi şu driver’ı kurmalıyım, şunu yapmalıyım.
Bunu otomatik yani plug and play hani tak dönsün çalışsın. Atıyorum CD çalar falan mesela değil mi? Takıyorsun o otomatik şey yapıyor. Senin ekstra bir >> efor harcamana gerek kalmıyor. Yazılımsal bir efor kullanıcı açısından kolaylık sağlıyor. Bu bir tabir olmuş. Plug and play. Birçok şeyde de kullanılıyor. Hani al bunu plug and play’i çalıştır ya. Software için de yazılım için de denebiliyor. Ya bu yazılımı al işte zaten direkt plug and play iki tane fonksiyonu var. Onunla şey yapıyorsun falan gibi. >> H plug detek zamanlarda gördüğüm bir şey yani >> şeyde e DP’de mi vardı? >> DP’de var. >> Display portta var. Hot plug detect.
A onu bilmiyorum. Hot swap var da hot plug. Ben de hot swap deyince acaba hot swap’la hotflug aynı şey mi diyeim kafam gitti ama şey diyor bilgisayarı kapatmaya gerek kalmadan cihazları takıp >> bu arada ama öyle bir şey de var ama onu hot plug mı sağlıyor mu bilmiyorum >> o zaman bunu bir araştıralım yani hot swap’la hot plug >> şöyle ben USB 2 s0 çalıştığımda şeydu görmem için bilgisayarı yeniden başlatmam gerekiyordu ama mesela tak tanıdıktan sonra çıkartıp takabiliyordum ilk baş bilgisayar ayağa kalkarken aslında bu USB’yi tanıyor bu PCIı Express’lerde de öyleydi bilgisayar E port taktıktan sonra bilgisayarı resetlememiz lazım. Yani BIOS ayağı kalkarken onu görmesi lazımdı. İlk versiyon USB 1.0 1996’da tanıtıldı. Full speed modunda.
Low speed modu da 1.5 megbit per second. Ama bu çok genel bir kabul görmedi. Bazı bugları falan çıktığınız için 1.1 daha çok aktif olarak e rağbet gördü. Hatta ilk Apple’ın bilgisayarlarında da bu disket sürücü olarak USB portları kullanılmış. İlk çıktığında portlar type A ve type B olarak ortaya çıktı. Type a post dediğimiz bilgisayar dev kısmı oluyor. Biraz daha yönetici master diyebileceğimiz tabirde type B de dediğimiz slave yani device kısmı oluyor. Genelde haberleşmeyi host kısmı, type A kısmı başlatır. Device dediğimiz kısımda o host’un istediğine göre datayı gönderiyor. >> Yani burada aslında şey ayrımı yapmaya çalıştılar. Bilgisayar üreticileri tip A konnektör tipi olsun. host üreticiler. O zaman host genelde sadece bilgisayar gibi düşünüldü. Ve bu bilgisayara üniversal olarak yani her aygıtı bağlayabileceğin bir şey olsun. Aygıtlar o zaman yazıcıdan tut hatta o kablo var ya Type B >> Hı hı. >> Onu git >> ne derler ona? Yazıcı kablosu.
Çünkü ilk o yıllarda çıktığında yazıcı kablosu diye >> çıkmıştı o. Yani mesela RS 232 diye arat uydu kablosu diye çıkıyor. Çünkü uydular işte RS232 konektör varmış. Oradan o uydu alıcıların şeyleri hani. O yüzden bilgisayarlarda type A biz hep görüyorduk ama diğer periferalarda type B şeklinde ayrıma gittiler. Bu Yüce Chain söylediğine göre hot plug detect aslında bu sinyali refer ediyor. Sinyali temsil ediyor. Yani bir şeyin ınsert edildiği veya remove edildiğine dair olan sinyal aslında hot plug detect olarak şey yapılırken hot swap da bu physical capability’dan bahsediyor. En temel de bu. 2000 yılında da USB 2.0 tanıtıldı.
USB 2.0 aslında high speed modu ile 480 megabit per second hıza ulaşmayı sağladı. Bu yüksek hız sayesinde USB flash bellekler gibi yeni cihazların da aslında bu portu kullanmasına, USB’yi kullanmasına olanak sağladı. USB 2.0 USB 1 cihazlara göre geriye dönük uyumluydu. Yani e senin cihazın mesela USB 2 desteklemiyor ama USB 1 hızında haberleşmeni olanak sağlayabiliyordu. E pin yapıları değişmemişti >> bir şekilde. Yazılımsal framework de aslında destekliyor o zaman. Hani >> mesela benim host’um USB 1. >> Evet. >> Periferal’ım USB, device’ım USB 2 olsa bile. Şimdi bu mesela host USB 2.0 olabilir. Device 1 olabilir. >> Hı hı. Host 1 olabilir, device 2 olabilir. Hep o yazılım stack de ona uygun olarak bırakıldı ki yeni cihazlarda şey olmasın, uyumsuzluk olmasın. >> Type A ve Type B konnektörleri aynı kaldı. Yine bir konnektör eklendi aslında. USB mini konnektör eklendi. Aslında bu e USB on the go dediğimiz şeyle ilişkili bir şey.
İşte bu dönemde USB mini konnektörler tanıtıldı. Bu mini konnektörler aslında on the go özelliğiyle birbiriyle ilişkili. Çünkü eee bazı cihazlar kamera, telefon gibi olsun bu type B dediğimiz device konnektörü büyük olabiliyordu. Onlar için daha minik ve sağlam bir konnektör tanıtıldı. Bunun aslında şimdi şöyle bir telefon, bir kamera, bir bellek her zaman device olmayabiliyor. Bazen host olması gereken durumlar olabiliyor. Bu yüzden on the go e özelliği eklendi. Bir tane daha pin eklendi aslında bu device cihazlar için. Burada o pin sayesinde device istediği şekilde host ya da device olabiliyordu. İsterse veri aktarabiliyor, isterse veri alma moduna geçebiliyordu. >> Mesela bir cep telefonunu düşündüğünde normalde sen bunu bir bilgisayara bağladığında device device mod >> olarak bağlıyorsun ama her zaman öyle değil. Belki o cep telefonuna bir USB >> flash bellek bağlamak istiyorsan da host. >> Evet. >> İşte asıl o gereksinim.
Bir de telefonlar küçüldü o yıllarda. >> İlk çıktığında telsiz gibiydi. Hatırlayanlar varsa bilmiyorum. >> A1018 falan öyle telefonlar vardı. Küçülükçe inceldikçe dediler ki bütün telefonlarda da standart bir arayüz olması lazım. Aslında evrensel mühendislik bakış açısı ve ticari bakış açısına göre de hep insanlık o dönemde bir çözüm yolu aramış ve demiş ki ya biz USB mini diye bir standart çıkaralım ve bütün uzakdğu’dan Amerika’ya kadar Avrupa’ya kadar cep telefonları da buna uyumlu olsun. Yani güzel bir düşünce değil mi? Hani >> mesela >> 2008 yılında USB 3.0 tanıtıldı. Bu e ilk defa gigabit hız seviyesine ulaşıldı. Burada aslında USB 3.0’ı diğer USB 2’den birden ayırtmek için mavi renk ya da SS logosu kullanılmaya başladı. Eee bunun aslında USB 3.0 biraz daha belli etmeye çalışıyor çalışıyorlardı. Çünkü USB 3’ten sonra ekstra pinler geldi. Ama bu ekstra pinler eee geriye dönük oyumlu olmayacağı için eski pinleri korudular.
Aslında eskiden ileride anlatacağım anlatacağım ama şimdiden bir bahsedeyim. USB 1 ve USB 2’de 4 pin kullanılıyor. USB 3’ten sonra eee 5.000 kullanılmaya başlıyor. Yani ekstra 5.000 geldi. Toplamda 9 pinli oluyor aslında. Fark zaten USB type A’da bu şey şekil kurulmuş. Yani o portu değiştirmemize gerek kalmıyor. Ama eee type B için şurada bir çıkıntıyı görüyoruz. Buradaki ek pinleri buraya eklemişler. O yüzden eski 2.0 Type B için uyumlu değil. Ama nasıl anlatabilirim? Geriye dönük eee port takılabiliyor. Mesela USB 3.0 portu da aslında bu şekilde ama ona USB 2’yi takabiliyoruz. Ona uyumlu hale getirmişler. Şeyi de ekleyebilirim. Tam doğru değil ama genelde şöyle oluyor. USB 3 mavi renk, USB 2 siyah renk, USB 1 de beyaz renk oluyor genelde.
USB 3.1 de eee Temmuz 2013’te duyuruldu. Hızı 10 Gabbit per second’a kadar ulaştı. E pazarlama ismi biraz daha super speed plus oldu. 3.0 sadece USB super speed diye geçiyordu. Burada USB 3.1 USB 3.0’ın bir revüzüzyonu olarak iki alt sürüme ayrıldı. Gen 1 ve gen 2 olarak. Aslında gen 1 dediğimiz USB 3.0, gen 2 dediğimiz USB 3.1. Şu isim karmaşası bir yerde oluşuyordu. O da 3.2’de. Şimdi şöyle isim karmaşına gelmeden önce bu USB 3.2’yi anlatayım sizlere. Eee, en önemli yenilik olarak iki şeritli yani doğal lane dediğimiz iletim şeyine geçildi. Burada 20 Gbit/s hıza ulaşıldı. Type C ile mümkün. Neden type C ile mümkün? Şimdi önceki sürümlerde aslında bir tane lane vardı. Şöyle oluyordu. USB 3 full dblex çalışıyor. Bir tane differential TX, bir tane differential RX’imiz vardı.
Bu bir lane’i ama e USB 3.2’de bu do’i çıktı. Aslında iki tane transmitter, iki tane receiver hattımız oldu ama USB’nin 5 pini olduğu için bu sağlanamıyordu. O yüzden type C konektörü gerekli ekstra pinler için. O yüzden Type Clanıyor. İsimlemede şöyle oldu. Normalde sıralama şöyle geliyor. Daha basit mantıkla. USB 1.0 2.0 3.0 3.1 3.2. Ama USB 3.0’a USB 3.1 gen 1 deniyor ya da USB 32 gen 1 deniyor. Eee, USB 3.1’e de USB 3.1 gen 2, 3.2 gen 2 deniyor. USB 3.2’ye de USB 3.2 gen 2 x 2. Burada bayağı bir isim karması yapılmış. Neden yapıldığı çok anlamadım ben de >> abi. Şimdi USB 20’de mesela USB 3.2’de ve USB 4’te aynı özellikler var.
Aradaki farklar nasıl oluyor tam olarak? Arada herhangi bir fark var mı? Mesela USB 4’ile USB 3.2 aynı şeyleri veriyor aslında. >> Hız olarak mı diyorsun? >> Evet. Eee aslında USB 3. hız olarak aynı değil. Oraya yanlış yazmış yazılmış olabilir. USB 4 GB per second’e kadar çıkıyor. >> Tamamdır abi. Teşekkür ed. >> Orada yanlış olmuş olabilir. Evet. >> USB 4 21 GB per second bir şey var. İki tane USB 4 var. >> İki tane USB >> 20 Gabit 40 Gab. >> Evet. Onu soruyor. >> H tamam. İki tane aslında bu şey olabilir ya emin değilim ama konnektörden kaynaklı hız düşümü olabiliyor. Ondan olabilir. Ona inşallah part 2’de araştırıp cevaplayacağım. >> Teşekkür ederim. >> Genel olarak eee hızlar bu şekilde sıralanmış. Burada dikkat etmem, dikkat etmemiz gereken şey şu. Genelde böyle USB 3.0, 31 gibi ilerliyor ama USB 4’te öyle olmuyor. Genelde bu karıştırılıyor. USB 4, USB 4 versiyon 2 diye geçiyor. 4.2 diye geçmiyor. Eee, USB 4’te şöyle bir şey kullanılmış. Thunderbolt dediğimiz Inıntın geliştirmiş. Şöyle oluyor aslında. Bir bandwid’imiz var. Bu bandwid’te görüntü aktarımı yapılabiliyor. Hız eee data hızı datamız aktarılabiliyor ya da gerekirse PCI Express dediğimiz dataları aktarabiliyoruz. Aslında bir bandwi’i parçalara ayırıp dataları öyle gönderiyor.
Tabii ki de Type C zorunlu. >> Bu Type C’de video görüntüde artık bilgisayarların Type C portundan >> Hı hı. >> eee HDMI’ın yanında yeni bir monitör bağlayabiliyorsunuz. Yani bir HDMI var diyelim laptop’ta. Bir de Type C var. O type C’de eğer Thunderbolt özelliği varsa oradan da monitöre bağlayabiliyorsunuz. Artık monitör kabloları type C olarak. >> Örnek vereyim mi? >> Evet. He >> type C ile Type Chock wage’i üzerinde bunların ethernet girişli olanları da var. SD kart okuması işte HDMI’ı hatta güç girişi. Direkt güç girişini de bunun üzerinden alabiliyorsun. >> Şunla bir daha konuş >> ya. Bunu koyarsın veya koymazsın çok bilmiyorum tabii ama sadece şey olarak örnek olarak veriyorum. Yani mesela bu X firmasının X firmasının type C çıkışlı bir şeyi. Bunların kendi aralarında şey olanları var. İşte güç girişi olanları veya olmayanları var. Bunun haricinde Type C üzerinden HDMI alabilirsin.
Gig işte burada yine Type C şey var. 5 GB per secondlik bir type C’si var. Güç var. USB portları var. 3.0 ve ik tane 3.0 var. SD kart var veya ethernet olanları da var bunların üzerinde. Eee tabii ona göre belli başlı spektleri bulunuyor cihazların. >> Dediğim gibi Thunderbolt’ta e ek olarak bilgi vereceğim. Bu belli bir benit aralığımız oluyordu ya. Bir sürü cihaz takıldığında aslında bu bandwi’i ortaklaşıyor kullanıyorlar. Yani o yüzden bazen çok cihaz taktığımızda mouse böyle bir latc oluşuyor, geç geliyor. Onun sebebi de aslında bu Thunderboltan kaynaklı. >> Evet. Ben de ekleyeyim.
Bute hata çıkıyor mesela. Şimdi etherneti de oradan çekersen filan mesela etherneti oradan çekmeye çalıştığında build alırken bu sefer etnetten çekiyor ya. Ethernette bazı paketleri çekemiyor. Düşmeye başlıyor paketler. Bu hata veriyor mesela böyle şeyler olabiliyor. >> Hatta biz GT programlarken programlamıyor aslında çoklece kullanınca. O yüzden GT’ye biz kendi direkt bilgisayardan tek bir tane portona takı >> bir karmaşıklık oluşturuyor.
Hakikaten de yani USB çoklayıcı direkt böyle plug and play >> yapmıyor. >> Olmuyor. Yok Linux boot alırken ya da işte gömülü bir sistemi Jtech’ten programlamaya çalıştığında ben de yaşadım. Şey yapamıyor bir şekilde. Bir bir bozukluk yaşıyor orada. Yani >> USB 4 versiyon 2’de de PAM 3 dediğimiz pulse amplitude modulation kullanılıyor. Normalde biz low ya da high kullanıyorduk. Burada artık üç seviye oluyor. Bir de ara bir değer, orta bir değer kullanılıyor. O o kullanıldığı için hızı biraz daha artıyor. Zamanla bazı USB konnektörleri ve USB 1.0 biraz daha siliniyor. Geriye kalanlar daha çok bunlar oluyor. Type A mesela burada Type A böyle gösterilmiş. Type A SS dediğimiz super speed 3.0. Şuradaki beş çizgi aslında yeni pinleri gösteriyor. Type B’de de şu çıkıntı aslında bunları söylüyor. Bu mini B böyleyken minim B SS’te şöyle bir aslında ekstra bir konnektör varmış gibi görüyorsunuz bazı USB’lerde. Onlar da aslında yeni ek pinler için kullanılmış ve on the go pini için de ekstra >> backwardte şeyi var aslında mini. Yanında bir ek pinler var ama hani öbür kabloyla takarsan daha yavaş oluyor hani. Peki Type C’de ne oldu artık bunlar?
Ya Type C de aslında aynı şeyi kullanıyor. Her şey aynı. Sadece ekstra pin olduğu için şey sağlanabiliyor. Yani ben E type C’de de type C demek illa USB 4 demek değil aslında. USB 3 hızında haberleşmek zorunda kalabiliyorsun. Device’ın USB 4’ü desteklemiyorsa host USB 3 hızına düşecek. O pinler şimdi konnektör tiplerinden onu daha iyi anlatabilirim. Şimdi ilk baş pine sahip. Eee sahadaki birinci pin aslında besleme pini. Bir yanındaki differential eksi yaptı, bir yanındaki artı, diğeri de grant oluyor. Bu şimdi bir tane data trans diferansiyel hattımız olduğu için halfx çalışıyor. USB 2 ve USB 1. Yani aynı anda data alıp veremiyorum zamanla. Yani host device isteğini söylüyor. Device sonra datayı gönderiyor. Type B’de de yine aynı şekilde pinler aynı. Sadece işte biraz daha donsal olarak yerleri değişmiş.
Data pinwed olduğunu göstermek için bu görsele koydum. Biraz daha görüntüden engel görüntüden kaçınmak için twistediliyor. >> Mesela bazı videolar vardı internette. Ben gördüm USB kablosunu kesiyorlar. Çin kablosu. Twisted değil. Shield da yok. Hani çalışmıyor ya bazen USB falan. Hani >> twisted değil yani. Shield yok. Adamlar öyle kesiyor, bakıyor içine. Hani öyle şey sadece kabloyu bağlamış geçmiş mesela. Hiçbir testi yapılmamış, şey olmamış. >> Burada USB mini aslında on the go ile beraber geldiği için aslında burada ekstra bir pin daha geldi. ID pini. Buna göre aslında device’ın host ya da device olarak kalmasını sağlayacak pini var. Şimdi USB 3’te de şimdi şöyle oldu. Ek pinler şurada görselde görebiliyoruz. Şunlar bizim standart e USB pinleri. İlk çıkan pinler bunlardı. ekstra olarak şu 5 pin geldi.
TX ve RX pinleri artık böyle eee çift hale geldi. Yani bir tane TX bir tane RX hattım oldu. Böylece full dblex çalışabiliyorum. Aynı anda hem data gönderip data alabiliyorum. Mesela hem host hem device USB 3.0 isa o 5.000’i kullanıyor >> ama biri 2.0’sa o zaman tekrar eski pinleri kullanıyor. İşte onu başta bir >> hand shaking diyoruz ona. İşte bir el sıkışma yapıyorlar. >> Evet. İşte ben şuyum diyor. Ben buyum. Benim hızım şu. Ben 2-0’ım. Ben 3-0ım. A tamam o zaman biz buradan devam edelim gibi bir el sıkışma gerçekleşiyor. Bu da bence müthiş bir tasarım. Yani 90’lı yıllardaki bir USB ile hala çalışabiliyor olması yani backward compatibility deniyor İngilizce. Geçmişe yönelik desteği devam ediyor yani portun. Güzel bir bence bayağı hayranlık uyandırıcı bir evrensel akıl şeyi olmuş.
Yani >> USB 3’te yine type Binout’u da aynı şekilde ekstra pinler biraz daha şu tepede oluşturulmuş. oraya eklendi. Yine aynı şekilde full dlex çalışabiliyor ya da half dx eğer USB 3 0’ı desteklemiyorsa Crob pinleri de şimdi eski pinler şu ilk beşiydi. ID vardı normalde 4’tü. Bu on the goi desteklemi için bir tane ID pini var. Diğerleri de full dbre sağlam data için bu >> daha çok harici SSD >> şeylerde bu konnektör var mesela >> dikkat etmişsinizdir. >> USB 4’te de aslında tam USB 4 için diyemeyebiliriz.
USB 3.2’de de çıktı aslında Type C olayı. Ben burada USB 4’e koydum. Burada aslında pin yapısı 24 tane pin var. Şurada TX ve RX’ler aslında mirror mirrorlanmış şekilde topraklar da beslemeler de aslında mirrorlanmış şekilde. Bunun en büyük avantajı konnektörü ters takma gibi bir sorunumuz olmuyor. Yani iki yönlü de çalışabiliyor. Diğer tüm USB’lerde onun bir yönü vardı. Düzgün takmamız gerekiyordu. Bunda mirrorlanarak aslında düzle taksan, tersle taksan aynı pinlere denk geldiği için öyle bir sıkıntı yaratmıyor. Burada aslında 2 TX ve 2 RX dediğimiz dual lane’i aslında şu pinlerle sağlamış oluyoruz. Yani aslında iki tane lane’imiz oluyor data aktarımı için. Yok iki tarafta aynı anda çalışabiliyor hızla. Zaten >> USB 1 ve 2 de öyle. >> Onda half duplex işte sadece data artı data eksi var. Yok >> demek istediğim burada hani iki tane tex iki tane var ya ikisi de aynı anda aktif oluyor mu? >> Oluyor >> zaten. Eee hızı tam iki katına çıkıyordu bu teknik sayesinde.
Sunum bu kadar. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. >> Teşekkür ediyoruz hocam. >> Evet, ikinci bölümde de aslında bu teorik altyapıdan sonra USB gömülü sistemlerde nasıl implement ediliyor farklı farklı sistemlerde ondan bahsedecek Akif. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşça kalın.
